Yıllar geçse de, Madımak Katliamı ve Başbağlar Olayı hafızalarımızdan silinmeyen acıların sembolleridir. 33 yıl önce yaşanan bu trajediler, Türk tarihinin en karanlık sayfaları arasında yer almaktadır. O dönemlerde yaşananlar, insanlık ve toplum arasındaki güveni sarsmış, pek çok ailenin yaşamını derinden etkilemiş ve nesiller boyu unutulmayacak izler bırakmıştır.
Madımak Oteli’nde gerçekleşen olay, özellikle kültür ve sanat çevresinde büyük yankı uyandırmış, ülkedeki farklı düşüncelere, inançlara ve yaşam tarzlarına karşı yapılan saldırıların en acı örneği olmuştur. Katliamın ardından toplumda derin yaralar açılmış, adalet arayışları devam etmekte, acıların hafiflemesine çalışan birçok hatıra ve anı çeşitli platformlarda yaşatılmaya devam etmektedir.
Başbağlar katliamı ise, benzer biçimde köylerin bir anda savaş alanına dönüşmesine sebep olmuş, bölgedeki barış ve kardeşlik duygularını zedelemiştir. 33 yıl sonra, bu olaylar üzerinden geçen yıllar, acıların ve kayıpların yasını tutmaya devam eden aileler ve toplumların hafızasında tazeliğini korumaktadır. Unutulmayacak ve bir daha tekrarlanmayacak bir bilinçle, geçmişle yüzleşmek ve bu acıların bir daha yaşanmaması için gerekli adımların atılması önemlidir.
Her bir kayıp insanın anısı, insanlık adına bir ders olmalı ve toplumların bir arada yaşama iradesini güçlendirmeli. Bu trajedilerden alınacak en büyük ders, hoşgörü, birlik ve barışın değerini hiçbir şekilde kaybetmemek olmalıdır. 33 yıl sonra, tüm bu acıların anılarını yaşatmak ve adaletin sağlanması yönündeki çabaları sürdürecek bilinçle, geleceğe umut ve barışla bakmak en doğru yaklaşımdır.
